Aileden Anaokuluna Geçiş

Bir çocuğu anaokuluna göndermek, birçok aile için zorlu bir süreç olmakla birlikte, çocuk içinde güvendiği kollardan, mekândan ve alandan başka bir yerde var olmaya çalışmak anlamına geldiği için zorlu bir süreçtir. İlk süreçteki adaptasyon zorlukları, psikolojide stres tepkisi olarak tanımlanır ve hemen hemen her çocukta görülen tepkilerdir.

Çocuğun anaokuluna başlaması, P. Cowan`ın bu dönem çocuklar için yaptığı araştırmada çocukların ve ebeveynlerin yaşadığı zorlu aşamalardan biri olarak değerlendirilmiştir.

Anaokuluna başlarken çocukların ve ebeveynlerin gereksinimlerle başa çıkmak zorunda oldukları değişiklikler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Çocuk şimdiye kadar yaşamadığı yeni bir durum yaşar, "büyümüş" hisseder.

İlk defa başka bireylerle birlikte bir ‘’BİZ’’ hissi oluşturması beklenilen gelişim özelliğidir.

Kimlikteki değişimler aynı zamanda ebeveynleri de etkiler. Bu aşama en zorlu aşamalardan biridir. Çocuk ayrılma sürecinde kendisini hem yeni kimliğe, hem yeni ortama, hem de kendisi için daimi var olacak gruba alışmak zorunluluğunda görür. Reddetmeler normal görülmek zorundadır, çünkü kendisini yeniden ve yalnız var etme, tanıma ve sınırlara uyum sürecini yaşar. Ortalama olarak 3-4 haftalık bir alışma süreci olarak tanımlanan bu dönem, ebeveynler tarafından da kabul edildiği takdirde zararsız geçer.

Ebeveynlerin anaokuluna en büyük desteği bu aşamada gereklidir. Çocuğun okul ve ailenin karşılıklı güvenini hissetmesi zorunludur.

Çocuğun aile içindeki rolüne ek olarak, anaokulu çocuğu olarak yeni bir rolü vardır. Artık sadece ebeveynleri ya da yakın tanıdıkları değil, öğretmenleri ve arkadaşları vardır. Kendi grubu içerisinde kendini var etmeye ve rol edinmeye çalışır.

Ebeveynlerde bu nokta da farklı bir inanış geliştirmek zorundadır, artık çocuğunuzun bakımından ve gelişiminden yalnız siz sorumlu değilsiniz, çocuğunuz belli ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilir, duygularıyla başa çıkabilir ve bu konularda artık güvenebileceğiniz destekçiniz olarak bir okulunuz var.

Çocuk anaokuluna girdiğinde, aile ilişkileri değişir çünkü çocuk daha bağımsız bir birey haline gelir ve gelişimi için çocuklarla ve eğitimcilerle yeni ilişkiler geliştirir. Ebeveynler, çocukların daha bağımsız olmalarına izin vermeli, çocukla olan ilişkilerindeki kontrolü azaltmalıdırlar. Ebeveynler içinde eğitimcilerle, diğer çocuklar ve ebeveynlerle yeni ilişkiler gelişir. Bu gelişmeler dâhilinde aile daha sosyal bir hal almakla birlikte, çocuklarının sosyal yapısını da dikkatle izlemeli ve müdahaleyi sınırlamalıdırlar.

Anaokuluna başlayan çocuklarda, çocuk günün sabit saatleri için düzenli olarak ev ortamı ve okul arasında geçiş yapar. Bu fiziksel bir geçişin yanı sıra duygusal bir geçiş olarak değerlendirilmelidir. Çocuk okuldaki kimliğini ve evdeki kimliğini farklı yapılandırabilir. Bir çok ebeveyn ‘’ama evde hiç bahsettiğiniz gibi değil’’ cümlesini okulla yaptığı görüşmelerde söylese de, ev ve okul arasındaki kural, rutin ve ritüel farklılığı çocuk için duygusal ve rolsel bir geçiş olabilir.

Unutulmamalıdır ki, çocuk bu uyumu çok hızlı bir şekilde gerçekleştirirken hem ebeveynler hem de okul tarafından bu kurumlar arası geçişte dikkatli olunmalıdır.

Geçişlere güçlü duygular eşlik eder. Çocuk belirli saatler arasında ebeveynlerine veda ederken, öğretmenine ve arkadaşlarına merhaba der. Bu kendi başına kaldığı süreci de gösteren bir strateji sürecini tanımlar.

Çocuklar evden uzakta olup bitenlerle başa çıkmak zorundalar. Unutmayın ki çocuğunuzun okula güvenebilmesi için, sizin de güveniniz önemlidir. Güven karşılıklı bir şekilde ilerlemelidir.

ir.

ALIŞTIRMA/ GEÇİŞ DÖNEMİ

Çocuk iki farklı ortamın geçişlerini bu süreçte yaşayacaktır ve okul hiçbir zaman ikinci aile olarak tanımlanmamalıdır.

Okula bırakma ritüeli en önemli durumlardan biridir ve okul-ebeveyn takımlığında muhakkak bu ritüel açıklığa kavuşturulmalıdır. Çocukların ve ebeveynlerin bu durumla nasıl başa çıktığı çok önemlidir.

Uzun uzadıya var olan vedalaşmalar ve dolu gözler vedayı zorlaştırır. Kısa süreli vedalarda güveni vererek ayrılmak en doğru yaklaşımdır.

EFP araştırmasında, Anaokulu öğretmenlerinin neredeyse% 90`ı, çalışmalarının zorluğunun, annelerin kendilerini çocuklarından ayıramadığı gerçeğinden kaynaklandığı belirtmiştir. Yapılan araştırmayla ayrılma ve oryantasyon sürecindeki en önemli konunun ebeveynin çocuktan ayrışmasının zorluğu ile alakalı olduğu kanıtlanmıştır.

Kaynak: Renal Niesel ve Wilfried Griebel

Nar Anaokulu Tecrübesiyle

Bilgi Paylaşımı

ARKADAŞLIK-2

ARKADAŞLIK KONUSUNDA ÖNERİLEN EV ETKİNLİKLERİ

Arkadaşlık konusu ile ilgili ev içinde yapabileceğinizi düşündüğü

Devamı

ARKADAŞLIK-1

“ARKADAŞLIK”

Arkadaş, kelime anlamı ile birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her birid

Devamı

Sanat Çalışmaları Ve Yaratıcılık

Her insan doğuştan yaratıcıdır. Çocukları izlersen görürsün.

Osho

Okul öncesi eğitim döne

Devamı